Bir film stüdyosu özgün, sıradışı ve içinde Hollywood yıldızlarının bulunmadığı bir hikâye ile para kazanabilir mi? Üstelik bu filmin maliyeti 500 milyon dolara yaklaşıyor ve aynı zamanda DVD piyasası da ortadan kalkmaya yüz tutmuşsa...
9 Kasım 2009 Pazartesi
James Cameron’ın ‘Avatar’ı gişede başarılı olabilecek mi?
6 Kasım 2009 Cuma
Cesur Yeni Dünya filme çekilecek

Ridley Scott, İngiliz yazar Aldous Huxley’nin ünlü anti ütopya romanı Cesur Yeni Dünya’yı (Brave New World) filme çekeceğini açıkladı.
31 Ekim 2009 Cumartesi
Yanlış tesbihe âşık olmak: Uzak İhtimal
Bugünlerde İstanbul’da 11. İstanbul Bienali düzenleniyor. Etkinliğin ana teması ise “İnsan Neyle Yaşar?”. Bugünlerde gösterime giren “Uzak İhtimal” filmi de insanoğlunun aşk olmadan yaşanamayacağını anlatmanın derdinde. Ama, itiraf edemeyince aşk neye yarar ki?
UZAK İHTİMAL
Yönetmen: Mahmut Fazıl Coşkun
Senaryo: Tarık Tufan, Görkem Yeltan
Görüntü Yönetmeni: Refik Çakar
Müzik: Rahman Altın
Oyuncular: Nadir Sarıbacak (Musa), Görkem Yeltan (Clara), Ersan Uysal (Yakup)
Yapım yılı ve ülkesi: 2009, Türkiye, 90 dk.
Filmin Web sitesi: www.uzakihtimal.com , www.wrongrosary.com
12 Eylül 2009 Cumartesi
“Aşk olsun abi, bizde yalan olmaz...”
Çağan Irmak sinema kariyerindeki ikinci filminde “Mustafa Hakkında Her Şey”; yalanlar, pişmanlıklar, intikam ve sosyal sınıf eleştirisine odaklanıyor.
Fikret hastaneden çıkar çıkmaz Mustafa onu kaçırıyor ve şehir dışındaki yazlığına götürerek kendine özgü metotlarla –çoğunlukla işkence ederek- konuşturmaya çalışıyor. Burada kimi zaman gerçekçilikten uzak sahneler de görüyoruz. Örneğin; Mustafa’nın şiddet uygularken Fikret’in “Abi, çişim geldi” ya da Mustafa’nın “Ekmekleri kızarttım, hadi kahvaltı edelim” demesi gibi sahneler fazla zorlama gibi görünüyor. Bunların dışında iyi oynanmış sahneler de var: Mustafa’nın restoranda garsonu aşağıladığı sekans, karakterini ortaya koyması açısından dikkate değer görünüyor. Diğer bir sahne de Mustafa’nın annesiyle (Şerif Sezer) telefonla konuşurken tatilini anlattığı plan tam bir ironi bombası olarak karşımızda duruyor. Göze çarpan üçüncü bir sahne ise Mustafa’nın karabasan gördüğü sahne. Fakat seyirci olarak beni rahatsız bir sahne, Mustafa’nın firma içinde kaybolan paranın bulunması için gösterdiği çaba. Bu paranın akıbeti ne oluyor, seyirci olarak bilmek istemek hakkımız diye düşünüyorum. Bununla ilgili şöyle bir örnek vereyim: Nuri Bilge Ceylan’ın “Uzak”ında evde görülen bir fare vardır ve Mahmut’un (Muzaffer Özdemir) bu fareyi yakalamak için uyguladığı yöntemleri görürüz ve sonunda fare yakalanır. Yani, demek istiyorum ki, “Uzak” filmindeki en önemsiz hikâye bile sona erirken böyle “Mustafa Hakkında Her Şey”de bu noktayı göremiyoruz.
Oyunculuklara gelince, Fikret Kuşkan elinden geleni performansı ortaya koymaya çalışıyor ve başarılı da oluyor. Kısmen aksadığı olsa da rolünün hakkını veriyor. Bir de, şu siyah kostüm meselesi var: Siyahın gücü temsil ettiğine inanıldığı yaygın bir görüş bulunuyor. Oysa, siyah ağırlıkla yokluğu ve ölümü simgeliyor, birçok insana göre. (Kişisel bir not: Ortaokuldaki resim öğretmenimiz bize resimlerimizi kesinlikle siyahla boyamamamız gerektiğini tembih ederdi. Çünkü siyah bir renk değildi. Aynı şekilde beyaz kullanmamamız da gerekiyordu, o da renkten sayılmıyordu!) Burada mavi renk kullanılsa daha başarılı bir sonuç alınırmış gibime geliyor. Çünkü, mavi daha çok güven ve otoritenin rengi. (ABD başkanları ve devlet adamlarının maviyi tercih etmelerinin nedeni de böylece ortaya çıkıyor) Nejat İşler ise taksici rolünde üzerine düşeni yapıyor, ‘safra’lık kendisine yakışıyor. Ceren’e can veren Başak Köklükaya ise aldatan eşte kalıcı bir etki yapmıyor.
Senaryo - yönetmen: Çağan Irmak
Görüntü Yönetmeni: Selahattin Sancaklı
Müzik: Mor ve Ötesi
Yapım yılı ve ülkesi: 2004 - Türkiye
Süre: 115 dk
Oyuncular: Fikret Kuşkan (Mustafa), Nejat İşler (Fikret), Başak Köklükaya (Ceren), Şerif Sezer (Mukaddder), Arda Seçgün (Kerem)
8 Eylül 2009 Salı
ABD sinemasında bu yaz kazananlar ve kaybedenler

ABD’deki her endüstri bütün bir yıl kötü şekilde geçirirken tek bir endüstride işlerin yolunda gittiği söylenebilir: Sinema. 2009 yılı bütün zamanların en yüksek gişe hasılatına sahip bir yıl olarak dikkat çekiyor.
movies.yahoo.com’da Matt McDaniel imzasıyla yayımlanan habere göre, ABD’deki sinema endüstrisinin 1 Eylül’e kadar olan brüt gişe hasılatı 7,2 milyar dolara ulaşmış. Bu ise geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 6,7 artış anlamına geliyor. İşte, kazananları ve kaybedenleriyle bu sezon ABD sinemasına damgasını vuran filmler:
Dünyanın en büyük gişe hasılatı: Harry Potter ve Melez Prens (Harry Potter and the Half-Blood Prince)
Toplam dünya hasılatı (brüt): 895,958,075 dolar
Harry Potter hayranları serinin altıncı bölümünü iki sene beklemek zorunda kaldı. Fakat bu bekleyiş gişe hasılatında yapımcılarını karşılıksız bırakmadı. “Harry Potter ve Melez Prens” bu yılın en brüt açılışını yapan ikinci yapım olurken serinin de en iyi ikinci filmi olarak sinema tarihindeki yerini aldı.
27 Ağustos 2009 Perşembe
“Sırlar insanları birbirlerine yaklaştırır”…mış!

Satanist öğrencinin absürd hikâyesi
Filme ilişkin diğer bir not da gösterime girme macerası. Film 2001’de çekildiğinde gösterime girmemiş – muhtemelen yapımcının tasarrufuyla-. Fakat Çağan Irmak yönetmen olarak şöhrete kavuşunca 5 Ekim 2007’de aniden seyirciye ulaştırıldı ve www.boxofficeturkiye.com’ un verilerine göre de gösterimde kaldığı 11 haftalık sürede yaklaşık 335 bin TL’lik hâsılata ulaştı.
Toparlamak gerekirse, Çağan Irmak “Bana Şans Dile” ile sinema kariyerine vasat bir başlangıç yapıyor. Bence bu filme Irmak’ın çıraklık hatası olarak yaklaşmak daha uygun olur. Başlık ise Edebiyat hocası Yurdanur’dan alıntı.
BANA ŞANS DİLE
Yönetmen-senaryo: Çağan Irmak
Yapımcı: İrfan Tözüm
Görüntü Yönetmeni: Cenap Cevahir
Müzik: Aria
Oyuncular: Deniz Uğur (Yurdanur), Rıza Kocaoğlu (Bahadır), Melisa Sözen (Tuba), Volkan Severcan (Kaan), İsmail Hacıoğlu (Çağlar)
Filmin web sitesi: www.banasansdilefilmi.com/
(NOT: Çağan Irmak’ın yeni filmi “Karanlıktakiler” 2 Ekim’de seyirciyle buluşacak. Ben de o tarihe kadar Irmak’ın diğer 4 filmini – “Mustafa Hakkında Her Şey”, “Babam ve Oğlum”, “Ulak” ve “Issız Adam- yapım yılı sırasına göre burada değerlendirmeye çalışacağım)
28 Temmuz 2009 Salı
"Halk Düşmanları" yeni bir "Heat" değil!

27 Temmuz 2009 Pazartesi
Yeni sezonda Türk filmleri
Sanat filmleri alanında ise şahsen beklediğim yapıtlar arasında Zeki Demirbukuz’un Nihad Sırrı Örik’in romanında uyarladığı “Kıskanmak”ı, Mahmut Fazıl Coşkun’un bir rahibe adayı ile İstanbul'a atanan müezzinin yakınlaşmasını ele alan “Uzak İhtimal”i, Aslı Özge’nin seyyar çiçek satıcısı, dolmuş şoförü ve bir polisin hikâyesini anlattığı “Köprüdekiler”i ve Reha Erdem’in bir hırsızın öyküsünü aktardığı“Kosmos”u.
25 Temmuz 2009 Cumartesi
"Açıyorum barı, her şey hazır..."

Üçkâğıtçı Cem Yılmaz!
Kendisi öyle olduğunu kabul etmese de, üçkâğıtçı Altan, girdiği hiçbir işte tutunamayan (Örneğin, “tekne tutuyor” deyip tekne işini bırakmış!) tam bir “anasının gözü” denebilecek bir karakter. “Anasının gözü olma” durumu, tabii ki eşi Ayla’ya (Ceyda Düvenci) sökmüyor. Buna karşılık ağabeyi Nuri de kendi halinde, sakin bir ilaç dağıtıcısı (“İlaç” dediysek, uyuşturucu değil! İşi ecza deposunda günlük olarak dağıtıma çıkarak ilgili yerlere ilaç vermek). Bu sakin adamın en büyük merakı ise hız manyağı spor otomobiller!
Diğer oyunculuklara gelince, Altan ve Nuri’nin huysuz babası rolünde rahmetli Selim Naşit Özcan, kelimenin tam anlamıyla döktürüyor. Çocuklarını sevmekle birlikte bunu pek göstermiyor ve çocuklarıyla her görüştüğünde küfürlerle fırçalıyor. Altan’ın karısını canlandıran Ayla da (Ceyda Düvenci) rolünün hakkını veriyor. Bodrum’daki mafya elemanı Nusret de (Mustafa Uzunyılmaz) üzerine düşeni yapıyor ve esere katkıda bulunuyor.
Ömer Vargı’nın yönetmenliğe parlak girişi
“Her Şey Çok Güzel Olacak” Cem Yılmaz’ın ilk filmi olmasının yanı sıra sinema kariyerine 1974’te Şerif Gören’in asistanı olarak başlayan Ömer Vargı’nın da yönetmenliğini üstlendiği ilk yapıt. Daha sonra “İnşaat” (2003) ve “Kabadayı”yı (2007) çeken Vargı, “Her Şey Çok Güzel Olacak” ile yönetmenliğe sağlam bir başlangıç yapıyor.
Bir de filmdeki klişe ve orijinalliklere değinmek gerek: Bizim Türkler olarak çok sevdiğimiz, “Bu yabancılarda hiç kıskanma yok abi, kocasının yanında karısına git, sırnaş!” klişesi burada da karşımıza çıkıyor. İkinci ise karının kocasını, kocasının en yakın arkadaşıyla aldatması. Buna karşılık, finalde sote edilen çiçekler sahnesi bir başka güzel. Yine sonlara doğru ceketteki paraların yanması da özgün bir buluş olarak dikkat çekiyor. Bir de, Avrupa Yakası'nda Kubilay ve Gülenay Abi rolleriyle tanınan Vural Çelik (barda turist kız tavlamaya çalışan acemi çapkını oynuyor) ile Nurgül Yeşilçay'ın da (hastanedeki hemşireyi canlandırıyor) sinemadaki ilk performansları olduğunu belirtelim.
Sonuç? “Her Şey Çok Güzel Olacak” konusu, Sadri Alışık bıyıklı Cem Yılmaz’ı, kendi halindeki Mazhar Alanson’u, küfürbaz babası, başarıyla oynanmış yan karakterleri, klişe ve özgün yönleri, ve Mazhar Alanson'un güzel müzikleriyle sinema tarihimizdeki ayrıcalıklı yerini alıyor. TV’de rastlar veya DVD’sini görürseniz kaçırmayın, üzülebilirsiniz.
İyi ama tavuğa ne oldu?...

Alan karakterine dikkat!
“Felekten Bir Gece”yi (The Hangover) ABD’de ‘Road Trip’, ‘Old School’, ‘Starsky & Hutch’ gibi filmleriyle tanınan Todd Philips yönetmiş. Senaryoda ise Jon Lucas ve Scott Moore’un imzası bulunuyor (İkilinin yazdığı ve Mark Waters’ın yönettiği “Hayalet Sevgililerim” -“Ghosts of Girlfriends Past” ise 24 Temmuz’da gösterime giriyor). Filmin karakterleri ustaca gözlemlenmiş ve oynanmış. Senaryo da bu karakterlere uygun şekilde akıcı ve seyirciye, “Peki, bu sahneden sonra ne olacak?” dedirtecek şekilde ilerliyor. Karakterler deyince Alan’a ayrı bir parantez açmak gerekiyor: Filmdeki birçok esprinin kaynağı Alan. Özellikle “Köpekleri salmaya hazır mısınız beyler?” esprisi filmin lokomotiflerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca yan karakterler de başarılı: Mike Tyson ve Çinli mafya lideri rollerinin hakkını veriyor. Filmde “Yağmur Adam”a yapılan göndermelere de dikkat! Yapıma ilişkin diğer notlara gelince: ABD’de 10 günde 105,4 milyon dolar hasılata ulaşarak dikkatleri üzerine çekti. Yapımcılar bunun üzerine filmin ikinci bölümünü çekme kararı aldılar. Türkiye’de duruma baktığımızda ise http://www.boxofficeturkey.com/' un verilerine göre, 10 günde yaklaşık 40 bine kişiyle buluşan yapım 390 bin TL’lik hasılata ulaşmış durumda.
Toparlamak gerekirse, yaz sıcağında, eli yüzü düzgün gülmek için bire bir film. Başlık mı? Filmi seyredince anlarsınız!
(Bir gözlem de, filmi seyrettiğim Astoria AVM’deki Cinebonus’a ilişkin: Tamam, ses düzeni, koltuklar vs iyi de, kıpkırmızı dekorasyon gözü çok rahatsız ediyor. Diğer Cinebonus’larda da film seyrettim ama Astoria’daki Cinebonus’a mecbur kalmadıkça gideceğimi düşünmüyorum)